Akdeniz Değişiyor! İstilacı Türler Deniz Ekosistemini Tehdit Ediyor..

Neo Haber
7 Dk Okuma Süresi

Bilim insanları, iklim krizinin Akdeniz’de geri dönülmesi zor değişimlere yol açtığı konusunda uyarıyor. Fosil yakıt kullanımının neden olduğu küresel ısınma, deniz suyu sıcaklıklarını artırırken Akdeniz’in ekolojik yapısını da hızla değiştiriyor.

Uzmanlara göre, ısınan deniz suları yüzlerce istilacı türün Akdeniz’e yerleşmesine neden oldu. Bu türler, bölgenin yerli balık popülasyonlarını tehdit ederken biyolojik çeşitliliğin azalmasına yol açıyor. Yaşanan değişimlerin, kıyı bölgelerinde yaşayan toplulukların yüzyıllardır sürdürdüğü balıkçılık ve geçim kaynaklarını da olumsuz etkilemesi bekleniyor.

İtalya Ulusal Araştırma Konseyi Deniz Biyolojik Kaynakları ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nde görev yapan deniz biyoloğu Ernesto Azzuro, Akdeniz’in artık geçmişteki kimliğini büyük ölçüde kaybettiğini belirterek, “Dedelerimizin ve antik dönemlerin Akdeniz’i artık yok oldu. Bugün yaşanan değişimlerin önemli bir kısmı geri döndürülemez nitelikte.” değerlendirmesinde bulundu.

Akdeniz, iklim krizinin “sıcak noktalarından” biri haline geldi

Bilim insanları, Akdeniz Havzası’nı iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden biri olarak gösteriyor. Yapılan araştırmalara göre, Akdeniz’deki deniz suyu sıcaklıklarının 2100 yılına kadar 2 ila 6 derece artması beklenirken, sıcak hava dalgalarının da daha sık ve daha şiddetli yaşanacağı öngörülüyor.

Uzmanlar, Akdeniz’in kapalı bir deniz olması nedeniyle okyanuslarda olduğu gibi ısının geniş alanlara yayılamadığını belirtiyor. Bu durum, bölgedeki ısınma sürecini daha da hızlandırıyor.

Isınan deniz suları, istilacı türlerin yayılması için de uygun bir ortam oluşturuyor. Deniz biyologlarına göre, “en tehlikeli istilacı türlerden biri” olarak kabul edilen benekli kirpi balığı başta olmak üzere birçok tür, Akdeniz’in ekolojik dengesini tehdit ediyor.

Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’e ulaşan istilacı türlerin, artık Fransa ve İspanya kıyılarına kadar yayıldığı belirtilirken, uzmanlar bu yayılımın önümüzdeki yıllarda daha da artabileceği konusunda uyarıyor.

İstilacı türlerin yayılımı son 20 yılda hızlandı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) bağlı Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu’nun verilerine göre, istilacı türler uzun yıllardır Akdeniz’de bulunuyor. Ancak uzmanlar, bu türlerin yayılımının özellikle 2000’li yılların başından itibaren hız kazandığını ve bunun deniz suyu sıcaklıklarındaki artışla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor.

Doğu Akdeniz’de ilk kez 2012 yılında kaydedilen aslan balığı da bu değişimin en çarpıcı örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Kısa sürede batıya doğru yayılan tür, yerli balık popülasyonları üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.

Deniz biyoloğu Ernesto Azzuro, iklim değişikliğinin özellikle Doğu Akdeniz’i yerli türler açısından yaşanması zor bir ekosisteme dönüştürdüğünü belirterek, biyolojik çeşitliliğin önümüzdeki yıllarda daha da azalacağı uyarısında bulundu.

İstilacı Türler Tehlike Yaratıyor!

İlk etkiyi Kıbrıs hissetti

Süveyş Kanalı’na yakın konumu nedeniyle istilacı türlerin etkisini ilk yaşayan ülkelerden biri Kıbrıs oldu. Aslan balığının yayılmasıyla birlikte kırmızı barbunya gibi ekonomik değeri yüksek yerli balık türlerinin popülasyonunda önemli düşüşler yaşandı.

Öte yandan, deniz tabanındaki yosunları tüketerek birçok canlı türünün yaşam alanını ortadan kaldıran çoban balıkları da Akdeniz ekosistemini tehdit eden istilacı türler arasında yer alıyor.

Uzmanlardan fosil yakıt çağrısı

İtalya Çevre Koruma ve Araştırma Yüksek Enstitüsü’nde görev yapan zoolog Piero Genovesi Papik, sorunun çözümünün bilindiğini ancak küresel ölçekte acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Papik, fosil yakıt kullanımının azaltılmasının iklim krizinin etkilerini hafifletmek açısından kritik öneme sahip olduğunu belirterek, bu mücadelenin uluslararası iş birliği ve ortak bir vizyon gerektirdiğinin altını çizdi.

Akdeniz’de yaklaşık 1.000 istilacı tür tespit edildi

Uzmanlara göre Akdeniz ekosistemindeki değişim, biyolojik çeşitlilik açısından endişe verici boyutlara ulaştı. Deniz biyoloğu Ernesto Azzuro, bölgede bugüne kadar yaklaşık 1.000 istilacı türün tespit edildiğini, bunların 800’ünün ise Akdeniz’e kalıcı olarak yerleştiğini belirtti.

İstilacı türlerin etkisi özellikle Doğu Akdeniz’de daha belirgin şekilde hissediliyor. Azzuro’nun aktardığı bilgilere göre, Doğu Akdeniz’in sığ kıyı bölgelerindeki yumuşakça popülasyonunun yüzde 93’ü yok oldu.

Deniz suyu sıcaklıklarının zaman zaman 30 derecenin üzerine çıktığı Adriyatik kıyılarında da midye popülasyonlarında büyük kayıplar yaşandığı ifade ediliyor. Venedik’ten Bari’ye uzanan bölgede midyelerin büyük bölümünün yaşamını yitirdiği belirtilirken, uzmanlar mevcut koşulların devam etmesi halinde bu türlerin geleceğinin ciddi risk altında olduğunu vurguluyor.

Akdeniz'e Dikkat!

İnsan sağlığını da tehdit ediyor

İstilacı türlerin oluşturduğu risk yalnızca deniz ekosistemiyle sınırlı değil. Bazı türlerin insan sağlığı açısından da tehlike oluşturduğu belirtiliyor.

Bu kapsamda, Ernesto Azzuro ve çalışma arkadaşları tarafından birkaç yıl önce kamuoyunu bilinçlendirmek amacıyla “Şu Dört Türden Sakının” isimli bir farkındalık kampanyası başlatıldı.

Uzmanlar, kirpi balığının zehirli yapısı nedeniyle tüketildiğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğini belirtirken, aslan balığının zehirli dikenlerinin de temas halinde ciddi yaralanmalara neden olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

İstilacı türlerin yayılmasını durdurmak artık mümkün mü?

Uzmanlar, Akdeniz’deki istilacı türlerin tamamen ortadan kaldırılmasının artık gerçekçi bir hedef olmadığını belirtiyor. Bu nedenle bilim dünyası, söz konusu türlerin etkilerini azaltmaya yönelik çözüm önerileri üzerinde duruyor.

Öneriler arasında, tüketilebilir istilacı türlerin ekonomik değere dönüştürülmesi ve ticari olarak değerlendirilmesi yer alıyor. Tüketimi uygun olmayan türler için ise balıkçıların bu canlıları avlamasının teşvik edilmesi ve belirli destek mekanizmalarının oluşturulması gündemde.

Deniz biyoloğu Ernesto Azzuro, özellikle aslan balığının bazı ülkelerde yüksek piyasa değerine sahip olduğunu ve ekonomik fırsata dönüştürülebildiğini ifade ediyor. Buna karşın, İtalya kıyılarında sayıları artan istilacı karakulak balığının henüz yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekiyor.

Zoolog Piero Genovesi Papik ise Akdeniz’deki istilacı türlerin yayılımını geri çevirmenin artık çok zor olduğunu ancak ekosistem üzerindeki etkilerinin azaltılabileceğini vurguluyor.

Uzmanlara göre alınabilecek önlemlerin başında, gemilerin taşıdığı balast sularının uluslararası standartlara uygun şekilde arıtılması geliyor. Bu uygulamanın, yeni istilacı türlerin denizlere taşınmasını yüzde 95 ila 99 oranında azaltabileceği belirtiliyor. Ayrıca gemi gövdelerine tutunarak taşınan canlıların yayılmasını önlemek amacıyla özel koruyucu boyaların kullanılması da öneriliyor.

Öte yandan, yerli türlerin yeniden güçlenebilmesi için balıkçılık politikalarında da değişiklikler yapılıyor. Bazı bölgelerde istilacı mavi yengece karşı daha dayanıklı yumuşakça türlerinin yetiştirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülüyor.

Papik, önümüzdeki dönemde en büyük mücadelenin Akdeniz ekosistemini onarmaya yönelik yeni ve sürdürülebilir yöntemler geliştirmek olacağını belirterek, çevresel restorasyon çalışmalarının kritik önem taşıdığını ifade ediyor.

Derin Sularda İşler Ciddileşiyor!
Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir