AKUT’un kurucusu Nasuh Mahruki’nin eşi Mine Mahruki, Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde gerçekleştirdiği kapalı görüşün ardından eşinin sağlık durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.
Mine Mahruki, Nasuh Mahruki’nin sağlık durumunun iyi olduğunu belirtirken, kaldığı koğuşun kapasitesinin üzerinde mahkûm barındırdığına dikkat çekti. Mahruki’nin, 48 kişilik olarak planlanan koğuşta 54 kişiyle birlikte kaldığını ifade etti.
15 Temmuz’a ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle tutuklanan Nasuh Mahruki’nin cezaevindeki yaşam koşullarına ilişkin bilgileri kamuoyuyla paylaşan Mine Mahruki, açıklamalarda bulundu:
“Canım Nasuh’un yaşadığı bu ikinci hukuki süreç nedeniyle bizleri merak eden, halimizi hatırımızı soran, iyi dileklerini ve desteğini esirgemeyen tüm dostlarımıza bu mesajla seslenmek istedim,” diyen Mine Mahruki, kendilerine destek verenlere “Bu süreçte gösterdiğiniz ilgi, nezaket ve dayanışmanın bizler için ne kadar kıymetli olduğunu kelimelerle ifade etmek gerçekten zor. Nasuh, çocuklar ve ben; her birinize içtenlikle teşekkür ediyoruz” ifadeleriyle teşekkür etti.
“48 KİŞİLİK KOĞUŞTA 54 KİŞİYLE KALIYOR”
Mine Mahruki, eşi Nasuh Mahruki’nin cezaevindeki yaşam koşullarına ilişkin de dikkat çeken bilgiler paylaştı. Nasuh Mahruki’nin 17 Temmuz’dan bu yana kapasitesi 48 kişi olan bir koğuşta tutulduğunu belirten Mahruki, koğuşta toplam 54 mahkûmun bulunduğunu söyledi.
“Nasuh yaklaşık 10 gündür Silivri Cezaevi’nde bulunuyor. Öncelikle bilmenizi isterim ki cezaevi koşullarına uyum sağlamaya çalışıyor. Sağlığı, morali ve motivasyonu yerinde. Bu süreçte ben kapalı görüşte kendisiyle bir araya gelebildim. Çocuklarımız da babalarıyla telefonla görüştüler. Nasuh, farklı sosyo-ekonomik çevrelerden ve farklı düşüncelerden insanların aynı ortamda kurallar ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada yaşayabilmelerinden takdirle söz etti,” diyen Mine Mahruki, Instagram sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:
Her zamanki metaneti, sükûneti ve sağduyusunu koruyor. Biz de aile olarak hukuki sürecin en kısa sürede adil bir şekilde sonuçlanmasını bekliyor, adaletin tecelli edeceğine yürekten inanıyoruz.
Bir eş, bir anne ve bir aile olarak en büyük dileğimiz ise hiçbir ailenin, hiçbir çocuğun ve hiçbir yakının böylesine yıpratıcı belirsizlikler yaşamak zorunda kalmamasıdır.
Hayatın en kıymetli zamanlarının endişe ve bekleyiş içinde geçmesini kimse hak etmez. Biz, sabırla, sükûnetle ve umutla beklemeye devam ediyoruz. Siz kıymetli dostlarımızın desteği ve duaları bize güç veriyor. En kısa zamanda adaletin yerini bulacağına olan inancımızı koruyoruz.”

