Türkiye’nin 2026-2030 dönemini kapsayan Yapay Zekâ Eylem Planı; insan kaynağından veri merkezlerine, yapay zekâ okuryazarlığından hesaplama kapasitesine kadar kapsamlı hedefler ortaya koydu. Toplum Çalışmaları Enstitüsü ise Türkiye’nin dijital alanda büyürken küresel teknoloji şirketlerine yönelik stratejik bağımlılıklarını yönetmesi gerektiğine dikkat çekti.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü (TÇE), “Yeni Güç Mimarisi: Dijital Hegemonya” raporunda Türkiye’nin yeni Yapay Zekâ Eylem Planı’nı dijital egemenlik perspektifinden değerlendirdi.
Raporda, ülkelerin teknoloji alanındaki bağımsızlığının artık yalnızca kendi yazılım veya donanımlarını üretebilmesiyle ölçülemeyeceği belirtildi. Veri akışlarının kontrolü, kritik dijital altyapıların güvenliği ve algoritmik sistemlerin denetlenebilmesi de egemenliğin temel unsurları arasında gösterildi.
5 Milyon Kişiye Yapay Zekâ Okuryazarlığı Hedefi
18 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, 2026-2030 dönemine ilişkin yol haritasını ortaya koyuyor.
“Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” başlıkları üzerine kurulan plan kapsamında ilk 12 ay içerisinde en az 1,5 milyon kişinin yapay zekâ okuryazarlığı programlarından yararlanması hedefleniyor. İki yıl sonunda bu sayının toplam 5 milyona çıkarılması amaçlanıyor.
Türkiye’nin insan kaynağını güçlendirmek amacıyla 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin uygulama profesyonelinin yetiştirilmesi de hedefler arasında.
Kamu tarafında ise en az 2 bin veri setinin Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden makine tarafından okunabilecek formatta kullanıma sunulması planlanıyor.
Veri Merkezleri İçin 10 Milyar Dolarlık Yatırım
Planın en dikkat çeken bölümlerinden biri Türkiye’nin dijital altyapısının büyütülmesine yönelik hedefler oldu.
2030’a kadar en az 1 GW yapay zekâ ve veri merkezi kurulu gücüne ulaşılması, depolama kapasitesinin en az 1 eksabayta çıkarılması ve omurga bağlantılarında 100 Tb/sn seviyesinin yakalanması öngörülüyor.
Ayrıca yıllık en az 10 TWh düşük karbonlu elektrik satın alma anlaşması hacmine ulaşılması planlanıyor. Söz konusu altyapının oluşturulması için büyük bölümü özel sektörden olmak üzere en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi hedefleniyor.
TÇE’den Dışa Bağımlılık Uyarısı
TÇE’nin değerlendirmesinde Türkiye’de dijital kullanımın hızla büyümesine karşılık temel teknolojik altyapıların önemli bölümünde yabancı şirketlerin ağırlığının sürdüğü vurgulandı.
Raporda Türkiye’de internet kullanıcılarının 77,3 milyona, internet kullanım oranının ise yüzde 88,3’e ulaştığı aktarılırken; arama motorları, sosyal medya, mobil işletim sistemleri, uygulama mağazaları ve bulut hizmetlerinde küresel şirketlerin belirleyici konumuna dikkat çekildi.
Türkiye’de 2024 yılı toplam medya ve reklam yatırımlarının 253,6 milyar TL olduğu, medya yatırımlarının yüzde 74,2’sinin dijital kanallara yöneldiği de raporda yer aldı.
“Yerli Teknoloji Tek Başına Yeterli Değil”
Enstitüye göre dijital egemenlik için yalnızca yerli yapay zekâ modelleri veya teknolojik ürünler geliştirmek yeterli olmayacak.
Büyük platformlara yönelik düzenlemelerin güçlendirilmesi, veri taşınabilirliğinin artırılması, farklı sistemlerin birlikte çalışabilmesinin sağlanması ve kritik veri altyapılarının denetlenmesi öneriler arasında sıralandı.
Raporda, hedefin tüm yabancı teknolojileri sistemden çıkarmak olmadığı özellikle vurgulandı. Bunun yerine kritik dış bağımlılıkların belirlenmesi ve bunların ulusal çıkarlar doğrultusunda yönetilebilir seviyeye indirilmesi gerektiği ifade edildi.
TÇE, Türkiye açısından temel sorunun önümüzdeki yıllarda teknolojiyi yalnızca kullanan bir ülke olmakla, dijital dünyanın kurallarını belirleyen aktörlerden biri haline gelmek arasındaki tercih olduğunu kaydetti.

